Tercümanların İş Stresinden Kurtulması İçin Yapması Gereken 5 Şey

Bazen saatlerce çeviri yapmak zorunda kalıyoruz. Yetişecek işler, acil tercüme istekleri ve daha nicesi… Bu işin en büyük çıkmazı da şu ki çeviri yorgunken iyi olmaz ama yorgun olmadığımız zamanda çok bulunmaz. Fakat bu durumun bizim işimizi etkilemesine, bizi üzmesine izin veremeyiz elbette ki. Saatlerce çeviri yapmışsınız ya da çok uzun süre yapmasanız bile hemen sizi yoran sıkıcı ve zor bir tercüme sizi bekliyor ve biliyorsunuz ki ( ya da yeni yeni anlıyorsunuz) tek seferde bitmeyecek, ihtiyacınız olan hızır gibi bir mola. Etkili bir mola uzun süre çalışmanızı sağlayacaktır. Peki molayı daha etkili bir hale getirmek için neler yapılabilir? Gelin beraber inceleyelim.

1) Bilgisayardan Uzaklaşın


Sürekli baktığınız bilgisayar ekranı gözleriniz çok fazla yoracaktır. En azından molalarda internetten bir şeye bakmak gibi bilgisayarla uğraşmak yerine bilgisayar başından tamamen kalkıp kendinizi, en azından gözlerinize bir iyilik yapın.

2) Doğru içecekler her zaman işe yarar


Molanın anlamı hiçbir zaman iş bitimi olmamıştır. Moladan sonra devam edeceğiniz çeviri için hazır olmanız gerekiyor. Bu konuda en önemli nokta da konsantrasyon. Odaklanmanıza yarayacak bazı içecekler çok yararlı olacaktır. Örneğin kahve beyini uyarır ya da yeşil çay kan basıncını azaltır ve sakinleşmenizi sağlar. Bu seçimler damak zevkinize ve aradığınız etkiye göre değişkenlik gösterebilir tatbiki de.

3) Sosyallik yalnızlığa karşı

İnsanın karakterine bağlı olan bu seçim molaların vazgeçilmezidir. Mola verdiğinizde o anki ortamdan uzaklaşmak gerekir, bir nevi küçük tatil. Bu uzaklaşma fiziksel anlamda değil sadece. O an yalnızsanız biriyle konuşun veya bu durum tam tersi de olabilir. Sessiz ve kimsesiz bir mola da güzel bir seçimdir. Tek başınıza mola verip dinlenmek de biriyle konuşup iletişim ihtiyacınızı gidermek de yararlı olacaktır. Fakat önemli nokta o anda ne yaptığınız. Eğer biriyle zaten iletişim halindeyseniz yalnızlık, hiç kimseyle konuşmuyorsanız bir sohbet daha iyi gelecektir. 

4) Lüks değil ihtiyaç

Molalarda tekrar odaklanmak için hazırlanırken kafa dağıtmak ne kadar önemliyse onu geri toplamak da o kadar önemli. Bilgisayardan kalktınız, bir kahve yaptınız, bir arkadaşınızla sohbet ettiniz, şu anda tekrar çeviriye dönmek için hazırsınız. Fakat bir detayı atlıyorsunuz, fiziksel durumunuz. Eğer vücudunuzda sizi rahatsız eden bir durum varsa dikkatiniz hiç beklemeden tekrar dağılabilir. Bunu engellemek için de molalarınızın bir bölümünde ihtiyaçlarınızı gidermeniz – yorgunluğunuzun sebebi olabilecek susuzluğunuzu gidermeniz, gerekliyse bir ağrı kesici almanız ya da hemen ilk iş lavaboya uğramanız – işe tekrar döndüğünüzde dikkatiniz dağıtacak bir detayı daha elemenizi sağlayacaktır.

5) Müzik ruhun gıdasıdır

Müzik dinleyin kesinlikle. Yavaş veya hızlı, eğlenceli veya dertli, pop, rap, R&B, rock, metal... Ne olursa olsun hiç fark etmez. Müzik dinlemek o anki modunuzdan sizi alıp uzak diyarlara götürecektir. Çeviriyi bir süreliğine unutup keyif yapmak molanın bir sözlük tanımı bile olabilir. Bir molanın kalbine giden yol müzikten geçer :)

Tabi bunların hepsini yapmanın yanında stressiz bir işin formulü doğru bir tercüme bürosunda çalışmaktır. Size bu konuda ankarada ikamet ediyorsanız net tercüme bürosunu tavsiye ediyorum.



Sağlık Meslek Lisesi Mezunları Öğretmen Olabilir mi?

Daha önce, meslek lisesi mezunlarının hangi meslekleri edinebileceği veya hangi üniversite bölümlerini okuyabileceği ile ilgili birçok konuyu ele almıştık. Ancak sitemize gelen sorular arasında, sağlık meslek lisesi mezunlarının hangi meslekleri seçeceği ile ilgili sorular yoğunlukla yer almakta. Bu nedenle, bu yazıyı Anadolu Sağlık Meslek Liselerinden mezun olanlara (Mesleki Teknik Anadolu Liseleri) özel olarak hazırladık.

Öncelikle belirtelim ki aşağıdaki verdiğimiz açıklama, şimdi soracağımız tüm soruların ortak cevabıdır. En çok sorulan soruları şu şekilde sıralayabiliriz.

- Sağlık Meslek Lisesi mezunları öğretmen olabilir mi?
- Sağlık Meslek Lisesi mezunları mühendis olabilir mi?
- Sağlık Meslek Lisesi mezunları mimar olabilir mi?
- Sağlık Meslek Lisesi mezunları doktor olabilir mi?
- Sağlık Meslek Lisesi mezunları arkeolog olabilir mi?
- Sağlık Meslek Lisesi mezunları diş hekimi olabilir mi?
- Sağlık Meslek Lisesi mezunları beden eğitimi öğretmeni olabilir mi?
..................

Sağlık Meslek Lisesinden Mezun Olanlar Hangi Bölümleri Tercih Edebilir?
Değerli öğrenciler, Sağlık Meslek Lisesi mezunu olmanız, herhangi bir üniversite bölümünü okumanızda veya meslek seçiminizde hiçbir şekilde engel teşkil etmez. YGS veya YGS+LYS sınavlarında yeterli puanı aldığınız takdirde istediğiniz herhangi bir üniversite bölümünü tercih edebilirsiniz.

Örneğin, diyelim ki siz bir Sağlık Lisesi mezunusunuz ve Türkçe öğretmeni olmak istiyorsunuz. Bilindiği gibi Türkçe öğretmenliği TS-2 puan türü ile öğrenci alımı yapan bir bölümdür. Dolayısı ile bu bölüm için hem YGS'ye hem de LYS-3 ve LYS-4 sınavlarına girmek zorundasınız. Bu sınavlara girip de yeterli puanı alırsanız, hangi lise mezunu olursanız olun, bölümü okuyarak Türkçe öğretmeni olabilirsiniz. Bu durum sadece öğretmenlik için değil, neredeyse tüm diğer meslek veya üniversite bölümleri için geçerlidir.

Peki, Sağlık Meslek Lisesi Mezunu Olmanın Dezavantajları Var mı?
Yukarıdaki açıklamada, istediğiniz mesleği veya bölümü seçeceğinizin bilgisini verdik. Ancak sağlık lisesinde okumanın bir dezavantajı da var tabii ki. (Öğretmenlik, mühendislik vs. istiyorsanız tabii) Bildiğiniz gibi bir Sağlık Meslek Lisesinde okuyorsanız, lise eğitimi boyunca sağlık derslerini ağırlıklı olarak alırsınız. Dolayısı ile Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji gibi dersleri az alırsınız veya alamazsınız. İşte, tek dezavantajınız, bu dersleri az görüyor olmaktır.

Ben ilgili dersleri kendim çalışarak da yapabilirim diyorsanız, mühendis de olabilirsiniz, doktor da, öğretmen de... Yeter ki seçmek istediğiniz üniversite bölümü ile ilgili sınavlara girin ve yeterli puanı alın...

Düşünecek Bir Beyinden Yoksun muyuz? (Sözde, Okyanus Altında Namaz Kılan Endonezyalı Gençler)

Sinir oluyorum insanımızın düşünmemesine. Yahu inandığınız İslam dini bile düşünmenizi emrederken nedir bu akıl tutulması, nedir bu cahillik?

Tamam, inan; İslam'a inan, Hristiyanlığa inan, Musevi ol, ateist ol, ineği kutsa, ne yapıyorsan yap; ama bir zahmet azıcık düşün. İnandığın yaratıcının hatırına da olsa gördüğün, duyduğun şeyleri azıcık akıl süzgecinden geçir.

Özellikle İslam namına sosyal medyada paylaşılan şeylere inanan, üstüne üstlük ''Suphanallah'' diyen o kadar çok kişi var ki! Bendeki son patlağı şu Endonezyalı gençlerle ilgili paylaşımda oldu. Neymiş, sözde Endonezya'da bilmem ne zaman gerçekleşen tsunami sonrasında, okyanus altında cesetleri çürümemiş, namaz kılan gençler bulunmuş. Bir de fotoğraf koymuşlar, aptal olsan inanmazsın. Ama aptal sınıfının bir üst basamağı var, ki ben onlara kısaca embesil diyorum, işte bu güruh öyle bir inanıyor ki sormayın.

Neyse, asıl mesele bu Endonezya meselesi değil zaten. Bir sosyal medyası dağ yürüdü deyip, fotoshop ile dağa iki ayak yapıştırsa, buna inanacak binlerce kişi var. ''Allah'ın gücü her şeye yeter, Allah yürütmek isterse yürütür, Sühanallah, Allahu ekber'' nidalarından da geçilmez.

Allah rızası için öyle her şeye inanmayın. Açık açık dininizle alay ediyorlar, dini duygularınızı istismar ediyorlar, sizi sömürüyorlar; ama farkında değilsiniz.

Türkiye'de Yaz Tatilinde Gidilecek En Güzel Yerler

Bilindiği gibi ülkemizde yaz ayları çok sıcak geçmektedir. Bu nedenledir ki birçok yabancı turistin de uğrak noktası olmaktadır. Ancak bizler zaten bu sıcaklarla bir mevsim boyu yaşıyoruz. Bu nedenle şahsi fikrime göre, yaz tatilinde sıcak bölgelerden çok serin bölgeleri ziyaret etmek çok daha mantıklı ve eğlenceli olacaktır. Peki, yaz tatilinde nerelere gidilmeli, neler yapılmalı?

Yaz Mevsiminde Gidilmesini Tavsiye Ettiğim Yerler
Şayet şimdiye kadar hiç gitmediyseniz, size tavsiye edebileceğim en güzel yer Doğu Karadeniz olacaktır. Hem yeşil ve maviyi birleştirebileceğiniz hem de serinliği doyasıya yaşayabileceğiniz bir cennet olarak görüyorum Doğu Karadeniz'i. Şimdiden söylüyorum, bu bölgeyi gezdiğinizde, acaba cennet dedikleri yer burası mı demekten kendinizi alamayacaksınız.

Doğu Karadeniz Gezisi (Tatili) Nasıl Yapılmalı?
Öncelikle belirteyim ki bu yazdıklarım benim şahsi görüşlerimdir. Karadenizi kısa bir zaman diliminde gezmek pek mümkün değildir. Bu nedenle bir Karadeniz turu yapmak istiyorsanız, Karadeniz'i iki veya daha fazla parçaya bölmelisiniz. Her zaman tatil yapma imkanı bulmayanlar için iki parça halinde gezmek daha mantıklı olacaktır. Yani, diyelim ki bu sene için kendinize 1 haftalık tatil süresi tanıdınız. O zaman sadece Doğu Karadenizi gezmelisiniz.

Doğu Karadeniz Turuna Nereden Başlanmalı?
Bana göre bu tura başlanması gereken ilk şehir Amasya'dır. Amasya, her ne kadar denize kıyısı olmasa da Türkiye'nin en güzel illerinden bir tanesidir. Gerek doğal güzellikleri ile gerekse de tarihi zenginlikleri ile muhteşem bir yerdir.

Doğu Karadeniz'de Nereler Gezilmeli?
Amasya'dan sonra sırası ile Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin gezilmeli ve dönüş yapılmalıdır. Bu tura başlamadan önce, hangi ilde nerelerin gezilmesi, görülmesi gerektiğini, nerede ne yenildiği konusunda bir ön araştırma yapmanızda fayda olacaktır.

Örneğin Amasya'da kaleye çıkmalı, müzeği gezmeli, Ferhat-Şirin müzesini görmeli, Ferhat'ın açtığı su kanallarını görmeli, Yeşilırmak boyunca gezmeli, şehzade büstlerini görmelisiniz. Samsun'da hayvanat bahçesini ziyaret etmeli Atatürk'ün Samsun'a gittiği vapuru görmelisiniz. Ordu'da teleferiğe binmeli, Boztepe'ye teleferik ile çıkarak şehri kuş bakışı izlemelisiniz. Giresun kalesine çıkmalı, köy kahvaltısı yapmalısınız. Trabzon'da muhakkak Uzungöl ve Sümela Manastırını dolaşmalı, Uzungölde piknik yapmalısınız. Veya Rize'de mutlaka Laz Böreği tatlısı yemeli, Ayder Yaylasına çıkmalı, hatta Ayder'den sonra Kaçkar Dağlarındaki Yukarı Kavrun Yaylasını mutlaka görmelisiniz.

Tabii bunlar görülmesi gereken yerlerden sadece bazıları. Gidip o yerleri görünce, memleketimde ne güzel yerler varmış diyeceksiniz.

Batı Karadeniz
Batı Karadeniz'in de Doğu Karadeniz'den Aşağı kalır yanı yok. Bu tura da Bolu'dan başlayarak deniz kıyısına varıp, ta Sinop ilimize kadar olan tüm illeri gezebilirsiniz. Yeşille mavinin buluştuğu en güzel mekanları yine burada görebilirsiniz.

Yaz Tatilinde Çok Serin Yer Arıyorsanız...
Muhtemelen daha önce Coğrafya dersinde karşılaşmışsınızdır: Türkiye'nin en yüksek illeri Kars, Ardahan, Erzurum'dur. Yükseltinin etkisi ile bu illerimizde kış mevsimleri çok sert geçer. Aynı zamanda yaz ayları da çok serindir. Kars, çok bilmediğimiz bir il olsa da her yanı tarih kokmaktadır. Hem güzel bir şehir hem de tarihi bir şehirdir. Doğu Anadolu turu için bu 3 ilin muhakkak gezilmesi gerekir.





Çocuğumun Karnesi Çok Kötü Ne Yapmalıyım?

Değerli Veli,
Öncelikle, bu yaşamda her şeyin karneden veya nottan ibaret olmadığını belirtmek isterim. Elbette ki karne meselesini tamamen boş verin, görmezden gelin demiyorum; ancak haddinden fazla da önemsemeyin. İnsanın çocuğunun başarısız olması, karne notlarının kötü olması, doğal olarak her anne babayı üzer, üzmelidir de...

Kızınızın veya Oğlunuzun Karnesi Neden Kötü Acaba?
Klasik bir sözdür; ama yine de kullanmak istiyorum. ''Ortada bir problem varsa, o problemi çözmenin ilk yolu, problemin kaynağını tespit etmektir.'' Peki, siz çocuğunuzun karnesinin neden kötü olduğunu düşündünüz mi hiç? Kendinizi sorguladınız mı? Sorunu sadece çocuğunuzda mı görüyorsunuz yoksa kendinize de öz eleştiri yapıyor musunuz?

Çocuğunuzun Başarısızlığı Sizden Kaynaklanıyor Olabilir?
Bir çocuğun eğitimi, okulda başlamaz. İlk ve temel eğitim aile ortamında başlar. Çocuğunuzun dünyaya geldiği ilk günden itibaren bu eğitim başlar ve sizinle yaşadığı müddetçe de devam eder. Çocuğunuzun okul yaşamından önce iyi eğitildiğini düşünüyor musunuz? Ona öğrenme ortamları oluşturdunuz mu? Bir şeyler başarmanın tadını ona yaşattınız mı? Onun beynini ve yüreğini geliştirecek oyunlar oynadınız mı? Onunla güzel vakit geçirdiniz ve onunla oynadınız mı? Kendi başına da bir şeyler başarması için teşvik ettiniz mi?

Tüm bunları yaptıysanız, kuvvetle muhtemeldir ki çocuğunuz başarılı... Ancak bu yazıyı okuduğunuza göre, şayet elinizi de vicdanınıza koyduysanız, yukarıda belirttiklerimin tamamını veya büyük bir kısmını yapmadınız.

Çocuklarda öğrenme isteği henüz küçük yaşlarda başlar. Bunu gerçekleştirmenin biricik yolu da çocuğu sürekli teşvik etmek ve yaptığı işi takdir etmektir. Siz de hala geç kalmadıysanız, başka çocuklarınız varsa veya olacaksa, bunları aklınızın bir köşesine yazın.

Çocuğunuz Çok mu Özgür, Sürekli Dışarıda mı?
Hiç konuşmadığım, tanışmadığım halde, mahallede tanıdığım birçok çocuk var. Evimin hemen bitişiğindeki parktan tanıyorum bu çocukları; zira hep oradalar. O kadar çok dışarıdalar ki kendi aralarındaki muhabbetlerden çoğunu tanır oldum. Bazen düşünüyorum: Bu çocukların ailesi yok mu, bu çocukların ödevleri, dersleri, sorumlulukları yok mu? Tabii ki var. en azından ailelerinin olduğunu biliyorum. Çünkü genellikle yemek saatlerinde annelerinin bir sokak öteden ''Keriiiim, gel de yemeğini ye!'' dediğini duyuyorum. Kadının çocuğuna verdiği değer, yemek yedirmekten ibaret.

Bu çocukların bu haliyle başarılı olmaları imkansız. Gerçi ben başarıyı geçiyorum, insan olmaları bile çok zor. Sokakların halini hepimiz biliyoruz. Ne pislik varsa dışarıda. Çocuklarımızı sürekli dışarı salarak onları her türlü pisliğe süreklemiş oluyoruz ama bundan haberimiz yok.

Bu nedenle, sizin de çocuğunuz dışarıda çok zaman harcıyorsa, bunu engelleyin. Çocuğunuzu evde tutmanın yollarını arayın. Onu çalışmaya, sorumluluklarını yerine getirmeye teşvik edin.

Çocuğu Başarısız Ailelere Önerilerim
- Çocuğunuzu sevin ve onunla ilgilenin.
- İnsan olmanın her şeyden önemli olduğunu anlatın.
- Hayvanları ve doğayı sevdirin, çocuğunuza merhamet duygusu aşılayın.
- Küçük başarılarını bile takdir edin, ödüllendirin, onu teşvik edin.
- Hoşuna gideceği kitaplar alarak, okumasını sağlayın.
- Başaramadığı bir iş olduğunda azarlayıp sinirlenmeyin. Onun yerine, ona güvendiğinizi, azmederse yapacağını, bir insan bir şey isteyip de emek verdiğinde mutlaka o şeyi başaracağını anlatın.
- Dışarıya çıkma süresini ve zamanını belirleyin.
- Komşunun çocuğu ile veya kardeşi/ablası/abisi ile kıyaslamayın.
- Okulunu ve öğretmenlerini sık sık ziyaret edin.
- Ödevleri ile ilgilenin.
- Onu etkileyecek güzel filmleri araştırın ve izletin.
- Maddi imkanlarınız dahilinde dışarıda beraber vakit geçirin.
- Arkadaşlarını araştırın, gerekirse bazıları ile iletişiminin kopmasını sağlayın.
- Her isteğini yerine getirip onu şımartmayın.
- Liseden önce kendisine cep telefonu almayın.
- Zamanını internette çok harcıyorsa mutlaka kısıtlayın.
.....
.....
.....
  Tüm bunları yaptığınız halde, çocuğunuzun karnesi hala kötüyse, yapacak bir şey yok. Unutmayın ki her çocuk aynı değildir. Belki de sizin hiç tahmin etmediğiniz başka yetenekleri vardır, bu yetenekleri onu gözlemleyerek ve deneyimler yaşatarak öğrenebilirsiniz.

Çocuğunuza insan olmayı öğrettiyseniz ne mutlu size. İnsan olsun, varsın tüm notları zayıf olsun. O çocuk baş tacıdır...

2016 Ağustos'ta Öğretmen ataması Yapılacak mı?

KPSS'ye giren binlerce öğretmen adayının cevabını merakla beklediği bu soru, nihayet cevabını buldu. Elbette henüz resmileşen bir şey yok; ancak Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın bir ifadesine göre Ağustos 2016'da kesinlikle öğretmen ataması yapılmayacak.

CHP Milletvekili Ceyhun İrgil Sordu, Milli Eğitim Bakanı Cevapladı
Milletvekili ve aynı zamanda TBMM Eğitim Komisyonu yesi olan Ceyhun İrgil, 01 Hazira 2016'da kendi sosyal medya hesabından, bakan ile çektirdiği bir fotoğrafı da yayınlayarak, kendisinin Ağustos'ta öğretmen alımının yapılıp yapılmayacağını bakana sorduğunu ve bakanın da kesinlikle Ağustos atamasının olmayacağını bildirdiğini ifade etti.

2016 Şubat Atamaları Yapılmıştı
Geçtiğimiz şubat ayında da büyük bir öğretmen alımı yapılmıştı. Milli Eğitim Bakanlığı, Şubat 2016'da yeni bir atama şekline geçerek Ağustos atamalarının azalacağı veya tamamen kaldıracağının sinyallerini vermişti. Nihayet beklenen açıklama geldi. Bu açıklama ile atama bekleyen yüz binlerce öğretmen, büyük hayal kırıklığı yaşadı.

Türkiye'de Son ana Kadar Her Şey Değişebilir
Hatırlar mısınız bilmem, geçen sene Milli Eğitim Bakanı olan Sayın Nabi Avcı, 2016 şubat atamalarının olmayacağı yönünde bir açıklama yapmıştı. Ancak söylenenin aksine, şubatta büyük bir öğretmen ataması yapıldı. Özetle, tam tarih gelmeden bir şeylerin söylenmesi pek mantıklı değil; zira ülkemizde ne zaman ne olacağını kestirmek imkansız gibi bir şey. Tüm öğretmen adaylarımız hakkında hayırlısı olsun.

İyi Bir Liseyi Kazanmak İçin 5 Önemli Sebep

Öğrencilik hayatının en önemli evrelerinden birisi de şüphesiz ki TEOG evresidir. 8. sınıfta girilen TEOG sınavları ile, öğrenciler kendilerine yeni bir yol belirlemiş olur. Peki, bu TEOG veya ortaokuldan sonra gidilecek lise çok mu önemli? Sıradan bir lisede okunsa ne fark eder? İşte, güzel bir lisede okumanız için size 5 önemli sebep... Niçin iyi bir lisede okumalısınız?

1- Başarılı Öğrencilerle Beraber Olmak İçin...
Eğitim sistemimiz ve günümüzdeki öğrenci profili hepinizin malumu. Çoğu okulda veya sınıfta ders işlemek neredeyse imkansız hale gelmiş. Öğrenmeye aç öğrencilerin sayısı, eğitim-öğretimle alakası olmayan öğrencilerin yanında neredeyse bir hiç gibi. Madem durum böyle, o zaman öğrenmeye aç olan öğrencilerin bir arada olduğu okullarda olmak gerekir. Sizlerin de kabul edeceği gibi öğrenmeye aç olan öğrenciler de Fen Liseleri, iyi Anadolu Liseleri (tüm liseler ''Anadolu'' sıfatını aldığı için, bu okul türünün başına ''iyi'' sıfatını getiriyorum) gibi okullarda bulunuyor. ''Bana arkadaşını söyle, senin kim olduğunu söyleyeyim.'' düsturundan yola çıkarak, iyi öğrencilerin yanında bulunan öğrenciler de iyi olacaktır, diyebiliriz.

2- Her Türlü İmkana Sahip Olmak İçin...
Başarı profilinin yüksek olduğu liselere, devlet de nem verir ve bu tür okulların her türlü eksiğini gidermeye çalışır. Bu tür okullarda spor salonları, konferans salonları, geniş kütüphaneler bulmak çok kolay olacaktır. Tüm bu imkanlar da, kendinizi her yönden geliştirmenize olanak sağlayacaktır.

3- İyi Öğretmenlerden Eğitim Almak İçin...
Aslında, iyi öğretmen-kötü öğretmen yoktur. Öğrenci iyi olursa öğretmen de ister istemez iyi olacaktır. Öğrenciler, eğitim-öğretim adına, öğretmeni ne kadar zorlarsa, öğretmen kendisini o kadar geliştirmeye mecbur hissedecek ve derse daha donanımlı halde gelecektir. Bu da size olumlu dnüş demektir.

4- Hangi Lisede Okuduğunuz Gururla Söylemek İçin...
Bu madde size komik gelebilir; ancak gururun okşanması, her öğrenci için büyük bir ihtiyaçtır. Öğrenmenin ve başarının artması veya devam etmesi için öğrencinin takdir edilmesi, gururunun okşanması şarttır. Hele de girdiği her ortamda, kendisine hangi lisede okuduğu sorulan öğrencinin iyi bir lisede olması şarttır. Düşünseniz ''.... Fen Lisesinde okuyorum'' demek var bir de ''ıım kemm kümm...   lisesinde okuyorum'' demek var :-)

5- İyi Bir Üniversite Kazanmak İçin...
İstatistiklere göre iyi üniversitelere öğrenci yollayan liselerin başında Fen Liseleri ve benzeri iyi liseler gelmektedir. İyi bir liseye gitmenin devamında genellikle iyi bir üniversiteye gitmek gelir. Sizler de iyi bir lisede okuyarak, iyi bir üniversite kazanma ihtimalini artırmış olursunuz. Zaten tüm öğrencilerin nihai hedefi de iyi bir üniversite veya iyi bir bölüm okumak değil midir?
fen lisesi nasıl kazanılır
Bir Fen Lisesi


Lise Türleri ve Açıklamaları

Lise türlerine geçmeden önce lisenin tanımını ve açıklamasını verelim. Lise, Türkiye'deki eğitim sisteminde ilköğretim olan zorunlu olan 8 yıllık eğitimin ardından 4 yıllık bir eğitim olan ve yükseköğretime hazırlık vasfı olan ortaöğretim kurumuna denir. Sınavlar yolu ile girilen bu liselere belli bir puan ve okul başarısı ile gidiliyor. Buna göre lise türleri ve açıklamalarını belirteceğiz.

            İlk olarak yapılan sınavlarda en çok başarı isteyen okul fen liseleri. fen liseleri fen ve matematik gibi alanlarda başarı gösteren öğrencileri tercih eden lise türüdür. Yabancı dil olarak İngilizce eğitimi verilmektedir. Fen liselerinde matematik ve fen bilimleri(fizik, kimya, biyoloji) gibi önemli derslerinin ağırlığı daha fazladır.

            Diğer bir lise sosyal bilimler liseleri. Bu liselerde İngilizce dahil ayrı olarak 2 dil daha öğretilir. Bu lisenin bir farkı tıpkı üniversitelerde olduğu gibi hazırlık okumak zorunlu ve doğal olarak liseyi 5 yıl okumak durumundadırlar. Sosyal bilimler liseleri daha çok sözel ağırlıklı eğitim verirler ve daha çok sözel kabiliyetli öğrencileri tercih ederler.

            Anadolu liseleri. Bu tür iseler fen yada sosyal bilimler liseleri gibi sözel yetenekli yada sayısal yetenekli öğrencileri seçmek gibi bir tercihleri yoktur. Bu liseler daha çok öğrencilerin bilgi, yetenek ve isteklerine uygun üniversitelere hazırlamaktır. Yabancı dil olarak İngilizce başta olmak üzere Almanca yada Fransızca yabancı dil olarak iki tane eğitimi verilir.


            Son olarak Anadolu öğretmen liseleri. Bu liseler adından da anlaşılacağı gibi öğretmen olmak isteyen öğrencileri liseden başlatarak verilen eğitimlerle üniversiteye öğrencileri hazırlarlar. Yabancı dile önem veren bu okullar İngilizce eğitim vermektedir. Mezun olan öğrencilere eğitim fakültelerini seçmeleri dahilinde ek puan verilirdi. Yani okul başarı puanı hesaplanırken 0,65 ile çarpılırdı. Ama ek puanın kalkması ile bu sistem artık yoktur.

Yemek Yedikten Hemen Sonra Tuvalet İhtiyacı

Bazı insanlarda, sonradan ortaya çıkan bir sağlık problemidir. Genellikle hafif karın ağrısı ilk belirtileridir. Ayrıca bazen kabızlık ve ishal gibi belirtileri de olabiliyor. Şayet siz de karın ağrıları çekiyorsanız ve yemek yedikten hemen sonra karnınıza sancı giriyor, tuvalete gitme ihtiyacı hissediyorsanız, muhtemelen sizde de bu rahatsızlık bulunuyor.

Rahatsızlığın adı ''İrritabl Barsak Sendromu''. Hassas Barsak Sendromu olarak da adlandırılıyor. Kısaltması IBS olan İrritabl Barsak Sendromu hastalığının bilinen bir nedeni yok. Bu hastalığın ne sebebi ne de tedavisi tıpta henüz bulunmuş değil. Çeşitli uzmanlara göre bu rahatsızlık tamamen psikolojik kaynaklı. Yani stres ve sıkıntılarınız bu hastalığa yol açabiliyor.

İrrritabl barsak sendromunun insanlar üzerindeki olumsuz etkileri fazla. Zira bu rahatsızlığa sahip olan hastalar, sosyallikten bile uzak durabiliyor. Örneğin karnı açlığı hissettikten hemen sonra yoğun barsak sesleri geliyor. Yahut bir pikniğe gidildiğinde yemek yer yemez lavabo ihtiyacı için tuvalet arama ihtiyacı hissediyor.

Şimdilik, bu rahatsızlığı olanların, bu rahatsızlıkla yaşamaya alışması gerekiyor. Doktora gitseniz dahi size kesin bir tedavi yöntemi söyleyemiyorlar. Bu yazıyı okuduğunuza göre, hele de bu cümleye kadar geldiğinize göre muhtemeldir ki sizde de bu rahatsızlık mevcut. Biz sadece hastalığın adını bildirelim dedik. ayrıntısını araştırmak da size kalmış. Şimdiden geçmiş olsun.
© 2014 Eğitim ve Sağlık Sitesi - ALL RIGHTS RESERVED
Template By FIANESIA Diberdayakan oleh Blogger