Karnım Doyuyor Gözüm Doymuyor

   Merhaba sevgili yiyici! Nasılsın, iyisin inşallah! O karnı doyup gözü doymayan kişi sen olmalısın! Ne oldu? Çok yemen sana rahatsızlık mı verdi; yoksa kilo alıp göbek mi bağladın? Kesin estetik diye bir şey de kalmamıştır sende. Allah bilir, spor da yapmıyorsundur. Hatta belki sokakta...

5 3

   Merhaba sevgili yiyici! Nasılsın, iyisin inşallah! O karnı doyup gözü doymayan kişi sen olmalısın! Ne oldu? Çok yemen sana rahatsızlık mı verdi; yoksa kilo alıp göbek mi bağladın? Kesin estetik diye bir şey de kalmamıştır sende. Allah bilir, spor da yapmıyorsundur. Hatta belki sokakta görenler için için gülüyordur sana!
   Yok yok, o kadar da değil. Biraz insafsız gittim galiba. Merak etme; bu durumu yaşayan sadece sen değilsin. Bak; benim de karnım doyuyor ama gözüm doymuyordu. Ama eskiden. Şimdi çok şükür karnım da doyuyor, gözüm de. Hem de eskiden yediklerimin çeyreği kadar yiyerek. Nasıl mı? Anlatacağım, bekle!
   Üzerine alınma; bizim oralarda çok fazla yiyene ”Saman senin değil; samanlık da mı senin değil?” derler. Yani yediklerine acımıyorsan, midene acı, demeye getirirler. Tabi bu durum biraz daha, başkasının malını, deyim yerindeyse beleş yemeği abartarak yiyenler için kullanılır.
   Sen yine de sana gereken mesajı çıkar. O samanlık senin. Başkasının değil! Samanlığı yakarsan, tüm evi yakabilirsin, dikkat et.
   Sana belki bildiğin belki de ilk defa öğreneceğin küçük bir olay anlatayım mı?Anlatma desen de anlatacağım, onun için cevap verme!
   Önce şöyle bir soru sorayım: Sence bir fili bağlamak için ne kadar kalınlığında bir ip kullanmak gerekir?
Cevabın, çok kalın bir, değil mi? Ama kazın ayağı öyle değil. Peki nasıl?
Bir bölgede, o kocaman filleri, belki senin benim bile koparabileceğimiz incecik iplerle bağlar ve uzaklaşmasını engellerlermiş. Bu durumu gören Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, merak eder. Nasıl olur da, bu filler bu incecik ipi koparamazlar, diye düşünür. Fil sahiplerine sorar. Fil sahipleri anlatmaya başlar: ”Filler daha doğar doğmaz, biz onları bu ince iplerle bir kazığa bağlarız. Onlar ipi çekiştirerek kurtulmaya çalışırlar; ancak henüz birkaç günlük güçsüz yavrular oldukları için bunu başaramazlar. Zamanla ipi koparamayacaklarına inanarak, sonsuz bir çaresizlik ve başarısızlık duygusuna kapılırlar. Artık bir daha da ipi çekiştirmeye kalkışamazlar. Çünkü o filler şuna şartlanmıştır: Biz ne kadar uğraşırsak uğraşalım, bu ipi koparamayız!
   Anladın mı sevgili yiyici; pardon okuyucu!
Sakın ola ki, sen de kendini çok yemeye şartlandırmış olmayasın? Tüm az yeme girişimlerin, bu yüzden başarısızlıkla sonuçlanıyor olmasın?

   Bak sana zayıflama tüyosu vermiyorum, vermeyeceğim de…
Otur, düşün, silkin ve kendine gel! Litrelerce yiyeceği, içeceği sokuşturduğun midenin hacmi ne kadar, biliyor musun? Söyleyeyim: Sadece bir litre… İnancını bilmem; ama eğer müslümansan, İslam peygamberinin tavsiyesi; midenin üçte birini yemekle, üçte birini yiyecekle doldurmak ve üçte birini de havaya ayırmaktır. Eee, o zaman geriye ne kadar kaldı! Çok az bir yer değil mi? Ama inan ki o yer sana yetecektir. Yeter ki sabret, kendine hakim ol. Bir hafta da olsa tut kendini. Tutamıyorsan, yiyecek bulamayacağın dağlara vur kendini. Zincirlere vur. İnandır kendini, az yemekle de doyulabileceğine.
   Elin oğlu yemek yiyor, hemen ardından da 2,5 litre içebileceğine dair bahse giriyor ve bahsi kazanıyor.
Ulan insafsız herif, Allah’tan korkmuyorsun, sağlığının bozulmasından da mı çekinmiyorsun. Allah’tan ki, Allah böyle ”dingisiz”leri düşünmüş de mideyi elastik bir yapıda yaratmış.
   Midenizi de düşünün, o da insan (!) sonuçta. Yazık etmeyin, ona yazık ederseniz kendinize de yazık edersiniz.
Elin zayıflatıcı haplarına, bilmem ne kodlamalarına, ıvırına zıvırına, filanına fistanına para yedirmeyin!
Siz  az yeme gücüne sahipsiniz, bunu yapabilrsiniz. Kendinizi kasmayın, gevşeyin rahat olun. Hatta bu yazının üzerine dolabınıza koşup ıksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyin. Ama yine de bilin. Çok da yiyebilirsiniz, az da…
Benden bu kadar. Yazıdaki kaba ifadelerden dolayı senden özür dilerim, sevgili okuyucum! Yazının üslubuna ver bu, kabalığımı. Haydi göreyim seni. Az yemek için çok kasma kendini. Sofraya otur, yediğinin yarısını ye ve hemen kalk. 20 dakika kadar bekle, doymuş olduğunu hissedeceksin. Midenin gurultularına kulak verme. Anlattığım fil hikayesi misali onu da çok yemeye sen şartlandırmışsın. Bir süreliğine ”ben sindirmeye hazırım” dercesine sana guruldama mesajları atacak. Kendisinden özür dile ve beklemesini rica et! Sen de, o da alışacaksınız, içiniz rahat olsun. Daha sağlıklı bir vücut, sıfır göbek, güzel bir görünüm ve dinamizm seni bekliyor. Allah yardımcın olsun. Yetmiyorsa,
Klasik Yöntem Zayıflama İçin Tıkla

Etiketler

Yorum Sırası Sizde

3 comments

  1. Adsız Cevapla

    gördüğüm en güzel yazılardan biri Allah razı olsun

  2. ridvanozkan Cevapla

    Allah sizden de razı olsun.

  3. Adsız Cevapla

    Allahin selami üzerinize olsun!
    Sayenizde cok farkli bir bakis acisi kazandim. Artik eskisinden daha az yiyorum ve mutluyum. ALLAH RAZI OLSUN.