İstiklal Marşındaki İsimler

  Sevgili okurlar; İstiklal Marşı’nın dil bilgisi konusunda incelenmesi, İstiklal Marşındaki isimler, sıfatlar, zamirler vb. konularda öğrencilerin çalışma yapması istenebilmektedir. Biz de İstiklal Marşında bulunan isimleri belirleyerek güzel bir çalışma yapmayı amaçladık. Mehmet Akif ERSOY’un bu eşsiz marşını incelemeye alarak, tüm kıtalarda geçen isimleri belirledik....

6 0
  Sevgili okurlar; İstiklal Marşı’nın dil bilgisi konusunda
incelenmesi, İstiklal Marşındaki isimler, sıfatlar, zamirler vb. konularda
öğrencilerin çalışma yapması istenebilmektedir. Biz de İstiklal Marşında
bulunan isimleri belirleyerek güzel bir çalışma yapmayı amaçladık. Mehmet Akif
ERSOY’un bu eşsiz marşını incelemeye alarak, tüm kıtalarda geçen isimleri
belirledik. Şimdi isimler (adlar) konusuna kısaca bir göz atalım, ondan sonra
da İstiklal marşındaki isimleri gösterelim.
   Bilindiği gibi,
varlıkların ve kavramların dildeki karşılığına biz isim diyoruz. Örneğin yazı
yazmaya yarayan alete ‘’kalem’’ adını vermişiz. Yani o aleti bu ses veya
seslerle adlandırmışız. İsimler bazen cümle içerisinde farklı sözcük türleri
şeklinde kullanılabilirler. Örneğin ‘’hız’’ kelimesi tek başına bir isim iken
‘’Hızlı arabalara meraklı biridir.’’ Cümlesinde ‘’-lı’’ yapım eki, hız ismini
sıfat haline getirmiştir. İşte biz bu çalışmada İstiklal marşındaki isimleri
belirleyerek o isimleri altı çizili ve kalın punto ile gösterdik. İşinize
yaraması dileğiyle…
İstiklal Marşındaki İsimler

İstiklal Marşı
Korkma, sönmez bu şafaklarda
yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun
üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin
yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir
ancak.
Çatma, kurban
olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma
bir gül… Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız
sonra helal;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal.
Ben ezelden
beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın
bana zincir vuracakmış?
Şaşarım!
Kükremiş sel
gibiyim: Bendimi çiğner,
aşarım;
Yırtarım dağları,
enginlere sığmam taşarım.
Garb‘ın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman
dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
Medeniyet!”
dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri
toprak!” diyerek geçme,
tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları
alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın
uğruna olmaz ki feda?
Şüheda
fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan
beni dünyada cüda.
Ruhumun
senden İlahi şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin
göğsüne na-mahrem eli;
Bu ezanlar
— ki şehadetleri dinin temeli —
Ebedi, yurdumun
üstünde benim inlemeli.
O zaman
vecd ile bin secde eder —
varsa — taşım;
Her cerihamda, İlahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i
mücerred gibi yerden na’şım!
O zaman
yükselerek Arş‘a değer,
belki, başım.
Dalgalan sen de şafaklar
gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın
hepsi helal.
Ebediyyen sana yok, ırkıma
yok izmihlal:
Hakkıdır,
hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal.

Uyarı: Göstermediğimiz isim oduğunu düşünüyorsanız veya isim
olmadığı halde isim olarak belirttiğimiz sözcüklerin olduğuna kanaat
getirdiyseniz fikirlerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. 
Etiketler

Yorum Sırası Sizde